
Toy Poodle Neden Çok Havlıyor?
Sorun Irkta mı, Yoksa Biz mi Öğretiyoruz?
112 görüntülenme
Yayıncı tarafından güncellenen sayaç
Okumaya başla ↓
Tam boy görüntüle ↗Toy Poodle sahiplerinden en sık duyduğum cümlelerden biri şu:
“Evde aslında çok sakin ama zil çalınca başka bir köpeğe dönüşüyor.”
Ardından genellikle aynı soru geliyor:
Toy Poodle’lar zaten çok havlayan köpekler değil mi?
Bu sorunun cevabı basit bir “evet” ya da “hayır” değil.
Çünkü havlama tek başına bir problem değildir. Havlama bir sonuçtur.

Bir köpek korktuğu için havlayabilir. Heyecanlandığı için havlayabilir. Kapıyı kontrol etmeye çalıştığı için havlayabilir. İlgi istediğinde, yalnız kaldığında, oyun başlatmak istediğinde veya daha önce havlayarak istediği şeyi elde etmeyi öğrendiğinde de aynı sesi çıkarabilir.
Dışarıdan baktığınızda hepsi havlamadır.
Köpek açısından ise birbirinden tamamen farklı davranışlardır.
Ve sebebi doğru okumadan yalnızca “sus” demeye çalışırsanız, çoğu zaman davranışın kendisiyle değil sesiyle mücadele etmiş olursunuz.
Kapı zili aslında sadece bir zil değildir
Bir Toy Poodle düşünelim.
Kapı çalıyor.
Köpek havlayarak kapıya koşuyor. Sahibi arkasından geliyor. “Sus, tamam, sakin ol.” diyor. Köpek daha fazla heyecanlanıyor. Kapı açılıyor. İçeri yabancı biri giriyor. Herkes köpekle ilgileniyor.
Bu olay bir kez yaşanmıyor.
Onlarca kez.
Sonra yüzlerce kez.
Bir süre sonra kapı zilinin köpek için anlamı değişiyor.
Zil = koş.
Zil = kapıya git.
Zil = havla.
Zil = birazdan biri gelecek.
Artık ortada yalnızca bir ses yok.
Bir davranış zinciri var.
Ve biz eğitimde üç yıldır tekrar edilmiş bir davranışı birkaç kez “hayır” diyerek ortadan kaldırmaya çalışıyoruz.

Biz geçmişi silmiyoruz
Davranış eğitiminde insanların en fazla zorlandığı noktalardan biri bu.
Köpek yeni bir davranış öğrendiğinde eski davranış beyninden silinmez.
Onun yerine daha güçlü, daha çok tekrar edilmiş ve daha fazla işe yarayan başka bir davranış oluşturmaya çalışırız.
Bu yüzden kapı zili çalışmasındaki hedefim köpeğe sürekli:
“Havlama.”
demek değildir.
Asıl istediğim şudur:
Zil çaldığında ne yapacağını öğretmek.
Aradaki fark çok büyük.
Çünkü “havlama” dediğinizde köpeğe yalnızca ne yapmamasını istediğinizi söylersiniz.
Fakat yerine koyacağınız davranışı öğretmediyseniz geriye kocaman bir boşluk bırakmış olursunuz.

Peki zil çaldığında ne yapmalı?
Gerçek misafirle başlamayın.
Bu, insanların en sık yaptığı hatalardan biri.
Köpek zaten gerçek kapı zilinde kontrolünü kaybediyorsa ilk çalışmayı kurye kapıdayken yapmaya çalışmanın hiçbir anlamı yok.
Ben önce zil sesini kontrollü hale getiririm.
Telefonunuza kendi zilinizin kaydını alın.
Sesi düşük seviyeden açın.
Köpek sesi duyduğu anda hâlâ sizinle iletişim kurabiliyor, ödül alabiliyor ve basit bir davranışı yerine getirebiliyorsa doğru seviyedesiniz.
Zil çalıyor.
Köpek size dönüyor.
Ödül geliyor.
Sonra zil çalıyor.
Köpek oturuyor.
Ödül geliyor.
Yeterli tekrarın ardından köpeğin zihnindeki eski bağlantıyı değiştirmeye başlarsınız:
Zil → kapıya saldır
yerine
Zil → sahibime dön
oluşmaya başlar.
Buradaki en önemli ayrıntı ise şudur:
Köpek daha ilk saniyede kendini kaybediyorsa çalışmayı zorlaştırmanız değil, kolaylaştırmanız gerekir.
Sesi azaltın.
Kapıdan uzaklaşın.
Tekrarı basitleştirin.
Eğitim köpeğin hata yapmasını bekleyip düzeltmek değildir. Mümkün olduğunca doğru davranışı ortaya çıkarabileceği koşulları hazırlamaktır.
Kucağa alınca neden susuyor?
Toy Poodle sahiplerinde bunu çok görüyorum.
Köpek misafire havlıyor.
Sahibi dayanamıyor.
Kucağına alıyor.
Köpek birkaç saniye sonra sakinleşiyor.
Ve doğal olarak şu sonuca varılıyor:
“Kucağımda kendini güvende hissediyor.”
Bazen gerçekten fiziksel yakınlık köpeğin uyarılmasını azaltabilir.
Ama burada başka bir ihtimali de düşünmek gerekir.
Köpek her havladığında kucağa alınıyorsa havlama zamanla sahibine ulaşmanın bir yöntemine dönüşebilir.
Yani farkında olmadan şöyle bir zincir kurmuş olabilirsiniz:
Rahatsız oldum → havladım → sahibim beni aldı.
Bu nedenle davranışı yalnızca o anda durdurup durdurmadığına bakmam.
Uzun vadede ne öğrettiğine bakarım.
Köpek eğitiminde en tehlikeli cümlelerden biri bazen şudur:
“İşe yarıyor ama.”
Evet.
Ama ne öğretiyor?
Asıl soru budur.

Misafir geldiğinde yapılan başka bir hata
Köpeğiniz yabancılara karşı zaten yoğun heyecan yaşıyorsa eve gelen kişiyi hemen köpekle tanıştırmak zorunda değilsiniz.
Hatta bazen tanıştırmamak çok daha doğrudur.
Misafir içeri girsin.
Köpek mesafesini korusun.
Kimse üzerine eğilmesin.
Kimse elini uzatmasın.
Kimse “Bırak beni koklasın.” diye köpeğin alanına girmesin.
Sosyalleşme, köpeğin gördüğü herkesle fiziksel temas kurması değildir.
Bazen iyi sosyalleşmiş bir köpek için en önemli beceri şudur:
Bir insanı görüp hiçbir şey yapmak zorunda olmadığını bilmek.
Bu özellikle Toy Poodle gibi günlük yaşamda sürekli kucağa alınan, insanlarla temas ettirilen ve çevresindeki her olaya dahil edilen köpeklerde çok değerli bir beceridir.
Her sese havlıyorsa?
Koridordan ayak sesi geliyor.
Havlıyor.
Asansör çalışıyor.
Havlıyor.
Üst komşunun kapısı kapanıyor.
Havlıyor.
Dışarıdan köpek geçiyor.
Yine havlıyor.
Bu noktada yalnızca kapı zili çalışmak yeterli değildir.
Köpeğin genel uyarılma düzeyine bakmak gerekir.
Gün içinde yeterince uyuyor mu?
Sürekli sahibinin peşinde mi?
Evde kendi alanında sakin kalabiliyor mu?
Her sese müdahale ediyor mu?
Yeterli yürüyüş yapıyor mu?
Dışarı çıktığında çevresini sakin biçimde inceleyebiliyor mu, yoksa bir uyarandan diğerine savruluyor mu?
Çünkü bazen sorun kapı zili değildir.
Kapı zili yalnızca bardağı taşıran son damladır.
Havlayarak oyun istiyorsa
Burada sistem daha da basittir.
Köpek önünüze geliyor.
Havlıyor.
Topu atıyorsunuz.
Bir süre sonra yeniden havlıyor.
Yine atıyorsunuz.
Köpek açısından baktığımızda ortada davranış problemi yok.
Sistem kusursuz çalışıyor.
Havlıyorum → oyun başlıyor.
Sonra sahibi bana:
“Hocam bunu nasıl bıraktıracağız?”
diye soruyor.
İlk yapacağımız şey köpeğin yıllardır kullandığı kumandayı çalışmaz hale getirmek.
Oyun havlamayla başlamayacak.
Sakinlik, göz teması veya istediğimiz başka bir davranış oyunu başlatacak.
Çünkü köpekler bizim ne söylediğimizi değil, çoğu zaman hangi davranışlarının sonuç ürettiğini öğrenir.
Toy Poodle yalnız kaldığında havlıyorsa aynı şey mi?
Hayır.
Burası önemli.
Sahibi evden çıktıktan sonra başlayan havlamayı otomatik olarak “şımarıklık” veya “ilgi isteme” olarak değerlendirmem.
Köpek sahibinin hazırlanmasını görünce huzursuzlanıyor, kapıya gidiyor, ev içerisinde dolaşıyor, uzun süre ses çıkarıyor ve yalnız kalmakta ciddi güçlük yaşıyorsa farklı bir davranışla karşı karşıya olabiliriz.
Böyle bir durumda çözüm:
“Biraz havlasın, alışır.”
değildir.
Yalnız kalma toleransının kademeli olarak yeniden çalışılması gerekir.
Bazen yalnızca birkaç saniyeden başlanır.
Çünkü burada hedef sessizlik değildir.
Köpeğin gerçekten sakin kalabilmesidir.
Bu konu ayrı bir makaleyi hak ediyor.
“Ama dışarıda da herkese havlıyor”
O zaman yalnızca ev içini değil, sosyalleşme geçmişini de incelemek gerekir.
Sosyalleşme konusunda çok büyük bir yanlış anlaşılma var.
Sosyalleşmiş köpek, gördüğü her köpeğe koşan köpek değildir.
Her insanın yanına gitmek isteyen köpek de değildir.
Benim için iyi sosyalleşmenin önemli göstergelerinden biri nötr kalabilmektir.
Karşı kaldırımda bir köpek var.
Senin köpeğin onu görüyor.
Bakıyor.
Sonra hayatına devam ediyor.
Asıl istediğimiz budur.
Çünkü sürekli temas kurmaya alışmış bir Toy Poodle bir süre sonra gördüğü her insanı ve her köpeği ulaşması gereken bir hedef gibi algılayabilir.
Ulaşamayınca da heyecan yükselir.
Tasma gerilir.
Ses başlar.
Sonra sahibi şunu söyler:
“Aslında çok sosyal.”
Belki de fazla sosyal değil.
Belki yalnızca sınır öğrenmemiştir.

İlk bir hafta ne yapabilirsiniz?
Her şeyi aynı anda çözmeye çalışmayın.
İlk birkaç gün yalnızca gözlem yapın. Hangi seslerde havlıyor, ne kadar sürüyor, siz ne yaptığınızda davranış artıyor veya azalıyor not edin. Ardından en kolay tetikleyiciyi seçin. Gerçek olayı beklemek yerine kontrollü tekrarlar hazırlayın. Zil kaydı, koridor sesi veya dışarıdaki bir uyaranı köpeğin henüz tepki vermediği seviyeden çalışın. Doğru davranışı gördüğünüz anda ödüllendirin.
Günde yüz tekrar gerekmez.
Doğru yapılmış birkaç tekrar, yanlış yapılmış elli tekrardan daha değerlidir.
Ve havlama başladığında sürekli komut yağdırmayın.
Eğer köpek sizi artık duymuyorsa eğitim seviyesi zaten fazla zorlaşmıştır.
Mesafeyi artırın.
Sesi azaltın.
Ortamı kolaylaştırın.
Sonra yeniden deneyin.
Son olarak
Toy Poodle’ın küçük olması bizi bazen yanıltıyor.
Sekiz kiloluk bir köpek kapıya saldırdığında onu kolayca kaldırabiliyoruz.
Tasmasını çekebiliyoruz.
Kucağımıza alabiliyoruz.
Bu nedenle büyük bir köpekte ilk haftalarda müdahale edeceğimiz davranışları küçük köpeklerde aylarca tolere edebiliyoruz.
Sonra davranış yerleşiyor.
Ve biz bir gün aniden bundan rahatsız olmaya başlıyoruz.
Köpek açısından bakıldığında ise şaşırtıcı olan havlaması değil.
Üç yıldır işe yarayan bir davranışı neden bugün bırakmasını istediğimiz.
Toy Poodle’ın havlamasını azaltmak istiyorsanız önce sesi susturmaya çalışmayın.
O sesi hangi davranışın ürettiğini bulun.
Çünkü doğru soruyu sormadan doğru eğitimi kuramazsınız.
Sözü sana bırakalım.
Üyelik gerekmez. Yorumlar kontrol edildikten sonra görünür.

