Pitbull hakkında konuşurken genelde iki uçtan birine savruluyoruz.
Bir taraf, “Bunlar doğuştan katil.” diyor. Diğer taraf ise “Tamamen yetiştirmeyle alakalı, nasıl yetiştirirsen öyle olur.” diyerek meseleyi kapatıyor.
Aslında iki taraf da konuyu fazlasıyla basitleştiriyor.
Çünkü bir köpeği anlamak istiyorsan önce şu soruyu sorman gerekir.
Bu köpek ne için üretildi?
Border Collie'nin sürüyü çevirmesi, pointer'ın avı bulduğunda fermaya yatması, doberman'ın alan koruması tesadüf değil. İnsan, yüzlerce yıl boyunca işine yarayan davranışları seçerek köpek ırklarını şekillendirdi.
Pitbull tipi köpeklerin geçmişinde de kan sporları ve özellikle köpek dövüşleri var.
Burada önemli bir kavram karşımıza çıkıyor.
GAMENESS
Gameness'ı yalnızca “saldırganlık” olarak çevirmek doğru olmaz. Hatta pitbull tartışmalarında yapılan en büyük hatalardan biri budur.
Gameness; köpeğin fiziksel ve zihinsel baskı altında mücadeleyi sürdürme, vazgeçmeme eğilimidir. Yani mesele yalnızca ne kadar güçlü ısırdığı değil. Mesele, ne zaman bırakacağıdır.
Dövüş için köpek seçen insanların aradığı özelliklerden biri de buydu. Yorulduğunda, canı yandığında veya karşısındaki hayvan direnmeye devam ettiğinde mücadeleden kopmayan köpekler üretimde değerli görülüyordu.
Nesiller boyunca yapılan bu seçilim, belirli hatlarda son derece atletik, acıya ve baskıya rağmen davranışı sürdürmeye yatkın köpeklerin ortaya çıkmasına katkıda bulundu.
Fakat burada çok önemli bir ayrım var.
Köpeklere yönelik agresyon ile insanlara yönelik agresyon aynı şey değil.
Tarihsel köpek dövüşlerinde insanlar köpekleri ayırmak, tutmak ve yeniden pozisyonlamak zorundaydı. Dolayısıyla insanı hedef alan kontrolsüz agresyon, böyle bir ortamda kullanışlı bir özellik değildi.
“O halde pitbull'un hiçbir genetik davranışsal riski yoktur.”
Hayır var!
Çünkü genetik yalnızca köpeğin görünüşünü belirlemez. Av dürtüsünü, uyarılma eşiğini, mücadeleyi sürdürme eğilimini, başka köpeklere karşı toleransı ve belirli davranışların ne kadar kolay ortaya çıkabileceğini etkiler. Her pitbull aynı değildir. Her pitbull saldırgan da değildir.
Ama güçlü, atletik ve mücadeleyi sürdürme kapasitesi yüksek bir köpekte davranış problemi ortaya çıktığında, bunun sonuçları küçük ve fiziksel kapasitesi sınırlı bir köpekteki aynı davranış probleminden çok daha ağır olur.
Benim pitbull meselesinde asıl problem gördüğüm yer tam olarak burası. Bugün bu köpeklerin önemli bir kısmı, hangi davranışların hangi seçilim baskılarından geldiğini bilen insanların elinde değil. Tam tersine bazen köpeğin fiziksel görüntüsünü bir güç, statü veya korkutma aracı olarak gören insanların eline düşüyor.
Köpeğin sosyalleştirilmesiyle ilgilenmeyen, dürtü kontrolü çalışmayan, beden dilini okuyamayan, agresyonun ilk sinyallerini fark etmeyen ama elinde son derece güçlü bir köpek gezdiren bir insan düşün.
Sorun burada başlıyor. Çünkü böyle bir köpekte hata payı olmaz. Bir Chihuahua'nın yaptığı eğitim hatasıyla 30 kiloluk, atletik ve yüksek mücadele motivasyonuna sahip bir köpekte yaptığın eğitim hatasının sonuçları aynı olmaz.
Bu nedenle yıllardır duyduğumuz şu cümleyi de eksik buluyorum. “Suç köpekte değil, sahibinde.”
Evet bazen sahibindedir. Ama davranış bilimi açısından mesele bu kadar siyah beyaz değil.
Köpek davranışı, genetik + erken dönem deneyimleri + sosyalleşme + öğrenme geçmişi + çevre + mevcut koşulların birleşimidir.
Genetiği yok sayıp her şeyi sahibine bağlamak ne kadar yanlışsa, köpeğin geçmişini gösterip her pitbullu potansiyel katil ilan etmek de o kadar yanlıştır.
Yıllar içinde şunu gördüm, bir ırka gerçekten saygı duymak, onun yalnızca güzel taraflarını anlatmak değildir. Kapasitesini de kabul etmek gerekir. Malinois'nun çalışma dürtüsünü, Kangal'ın koruma davranışını, labrador'un yüksek enerjisini konuşabiliyorsak pitbullun tarihsel seçilimini de romantikleştirmeden konuşmalıyız. Çünkü genetik bir kader değil. Ama önemsiz de değil.
Pitbull'un geçmişini bilmek onu şeytanlaştırmak için değil, bugün elimizde nasıl bir köpek bulunduğunu anlamak için gerekli.
İşte pitbull tartışmasının özü de burada yatıyor.
Karşımızda “doğuştan katil” bir köpek yok. Ama geçmişi, fiziksel kapasitesi ve davranışsal özellikleri yokmuş gibi davranabileceğimiz sıradan bir oyuncak da yok.
Doğru yönetildiğinde son derece dengeli bir hayat yaşayabilecek güçlü bir hayvandan söz ediyoruz. Yanlış ellerde ise aynı güç ve aynı kararlılık ciddi sonuçlar doğurur. Bu nedenle pitbull meselesini tek cümlede özetlemem gerekirse,
Sorun yalnızca köpek değil, sorun yalnızca insan da değil.
Asıl sorun, yanlış köpeklerin yanlış insanla buluştuğu yerde başlıyor.
✍️ Koray – Köpek Davranışları Uzmanı