Bir köpeğe hiç elektrik verdin mi?
Muhtemelen "Hayır." diyeceksin.
Ben verdim hem de defalarca!
Hayır hayır... Prizden gelen bir elektrikten bahsetmiyorum. Korkuların, kaygın, kayış boyunca köpeğine ulaşan görünmez bir akımdan bahsediyorum. Sen bunun farkında olmazsın. Ama o olur.
Kayışı biraz sıkman ya da gevşetmen bile yeterlidir.
Karşıdan bir köpek görürsün. Nefesin değişir. Belki adımların değişir. Belki de kayış gerilir.
Sen daha tek kelime etmeden... O, bütün o elektriği çoktan almıştır.
Sonra bana dönüp aynı cümleyi kurarsın. "Diğer köpekleri görünce değişiyor." Ben ise hep aynı soruyu sorarım.
Gerçekten ilk değişen köpek miydi?
Köpeğinle çıktığın güzel bir sabah yürüyüşü, sıradan bir aktiviteden çok daha fazlasıdır. İki dostun sessizce kurduğu özel bir iletişim. Ve bu iletişimin taşıyıcısı...
Kayıştır.
Her gevşemede bir mesaj verir. Her gerilmede başka bir mesaj.
Ve o... Bunların hiçbirini kaçırmaz.
Belki de yıllardır en büyük yanılgımız buydu.
Köpeğin sadece verdiğimiz komutları dinlediğini sandık.
Oysa o... Komutlardan çok önce bizi okumaya çalışır.
Ve belki de... Bir köpeğin boynundaki en büyük baskı, tasması değil; kayışın diğer ucunda başlayan gerginliktir.
✍️ Koray – Köpek Davranışları Uzmanı