
Pes Etme: Her Geri Dönüş Başa Dönüş Değildir
68 görüntülenme
Yayıncı tarafından güncellenen sayaç
Okumaya başla ↓
Tam boy görüntüle ↗Uzun yıllardır köpeklerle çalışıyorum.
Korkan, saldıran, yalnız kalamayan, gördüğü her köpeğe tepki veren, tasmanın ucunda sahibini sürükleyen yüzlerce köpek tanıdım. Her biri bana davranış hakkında başka bir şey öğretti.

Fakat bu mesleğin öğrettikleri köpeklerle sınırlı kalmadı. İnsan hakkında da epey şey öğrendim.
Bizler sonuç odaklıyız. Süreçle aramız o kadar iyi değil. Bir probleme başladığımız günle çözüldüğü gün arasındaki mesafenin mümkün olduğunca kısa olmasını isteriz. Üstelik ilerlemeyi düz bir çizgi olarak hayal ederek...
Bugün dünden iyi, yarın bugünden biraz daha iyi…
Davranış değişikliği ise her zaman böyle ilerlemez. Bazen haftalarca her şey güzel gider, ardından kötü bir gün gelir. Köpek yeniden havlar, tasmayı çeker veya uzun süredir göstermediği bir tepkiyi tekrar verir.
İnsanın aklına o düşünce tam burada düşer.
“Demek ki olmuyor”
Oysa bir günün anlattığıyla bütün sürecin anlattığı aynı olmayabilir.
Biz geçmişi silmiyoruz
Üç yıldır kapı çaldığında havlayan bir köpek düşün. Bu davranışı kaç kez tekrar etmiş olabilir? Yüzlerce? Belki binlerce.
Başka bir köpek gördüğünde yıllardır gerilen, tasmasını çekerek istediği yere ulaşan veya korktuğu bir durumdan belirli bir tepki sayesinde uzaklaşan bir köpek için de benzer bir öğrenme geçmişi vardır.
Eğitime başladığımız gün bu geçmiş ortadan kaldırmıyoruz. Çoğu zaman eskisini silmekten çok, yanına başka bir seçenek kazandırmaya çalışırız.
Bir davranışın azalması, mutlaka unutulduğu anlamına gelmiyor. Uzun süredir görülmeyen tepkiler yeniden ortaya çıkabilir. Ortam, koşullar veya karşılaşılan zorluk değiştiğinde eski cevaplar geri dönebilir.
Dolayısıyla bugün yeniden havlaması, dün öğrendiklerinin yok olduğunu göstermiyor. Belki yıllardır bildiği cevapla birkaç haftadır öğrendiği yeni seçenek hâlâ birbiriyle yarışıyordur.
Bu ayrım önemli.
Çünkü her geri dönüş, başa dönüş değildir.
“Senin yanında yapıyor, benim yanımda yapmıyor.”
Meslek hayatım boyunca en sık duyduğum cümlelerden biri.
Köpeğin benim yanımda yapabilmesi bize önemli bir ipucu verir. Belirli koşullarda bu davranışı gösterebiliyor. Şimdi hangi koşulların bunu kolaylaştırdığını ve seninle de nasıl sürdürebileceğini anlamamız gerekiyor.
Bunun bir kısmı genellemeyle ilgilidir. Evde öğrendiği “bekle”yi apartman kapısında da yapabilmesi, öğrendiğini farklı bir koşula taşımasını gerektirir.
Sessiz bir sokakta sana dönen köpekle karşı kaldırımda başka bir köpek varken sana dönmesini istediğin köpek aynı zorluk düzeyinde çalışmıyor. Benimle gevşek tasma yürüyüp seninle yeniden çekmesi de öğrendiklerini unuttuğunu göstermez. Belirleyici olan zamanlama, mesafe, alışkanlıklar ve ortam farklığı.

Bir davranışı öğrenmekle onu günlük hayatın değişkenleri arasında sürdürebilmek aynı şey değildir. İkincisi, köpeğin başarabileceği adımlarla farklı koşullarda çalışma gerektirir.
Ve biraz daha zaman.
İlerlemeyi yanlış yerden ölçüyoruz
“Bugün yine havladı.”
Peki bir ay önce, benzer koşullarda ne oluyordu?
“Bugün yine çekti.”
İki ay önce yürüyüşün ne kadarı çekişmeyle geçiyordu?
“Bugün çağırdım, gelmedi.”
Peki artık geldiği anları da sayıyor muyuz?
Bir davranış problemiyle uzun süre yaşayan insanın gözü doğal olarak problemlere takılır. Zaten yardım istemesinin nedeni de odur. Sorun yeniden ortaya çıktığında hemen fark ederiz. Ortaya çıkmadığı anlar ise sessizce geçer.
Ben gelişimi değerlendirirken yalnızca “yaptı mı, yapmadı mı?” diye bakmam. Tepki ne kadar şiddetliydi? Ne kadar sürdü? Hangi mesafede başladı? Köpek ne kadar sürede toparlandı? Ardından yeniden iletişim kurulabildi mi?
Eskiden gördüğü her köpeğe tepki verirken, benzer karşılaşmalarda artık on köpeğin ikisine tepki veriyorsa yalnızca o iki ana bakarak diğer sekizi yok sayamam.
Belki henüz hedefte ulaşmadık. Ama başlangıç noktasında da değiliz.
Bunu görmek için hafızana güvenmek yerine kısa notlar tutabilirsin. Yürüyüşün nerede geçtiğini, karşılaşma mesafesini, tepkinin şiddetini ve toparlanmanın yaklaşık ne kadar sürdüğünü kaydet. Hiç tepki vermeden geçtiğiniz anları da yaz. Farklı zorluktaki günleri aynı ölçüyle değerlendirmemeye çalış.
Amaç köpeğini sınava sokmak değil, değişimi daha adil görebilmek.
İlerleme bazen bir davranışın yok olmasıyla değil, etkisini kaybetmesiyle başlar.
Unutma köpeğin sen “eğitim yapmıyorum” derken de öğreniyor
Eğitim, ödül mamasını eline aldığında başlayıp çalışma bittiğinde sona eren ayrı bir zaman dilimi değildir.
Kapının nasıl açıldığı, tasma gerildiğinde ne olduğu, misafir geldiğinde yaşananlar, korktuğunda yanında nasıl durduğun, sakin kaldığında elde ettiği sonuç… Köpek açısından bunların hepsi birer önemli bilgi.
Biz günü “eğitim” ve “normal hayat” diye ikiye ayırabiliriz. O ayırmaz. Onun için hayatın kendisi öğrenme alanıdır.
Ben haftada birkaç saat çalışabilirim. Davranışı anlamaya çalışır, uygun adımları belirler, zamanlamayı gösteririm. Fakat sonra köpeğin seninle aynı eve gider. Asıl tekrarların büyük bölümü orada yaşanır.
Bunu sahibin omzuna bütün sorumluluğu bırakmak için deği, günlük hayattaki küçük düzenlemelerin ne kadar değerli olduğunu göstermek için söylüyorum.
Köpeğinin değişimi yalnızca birkaç saat gördüğü eğitmene bağlı değildir. Günün büyük bölümünü paylaştığı insan bu değişimin en önemli parçasıdır.
Elbette burada eğitmenin de sorumluluğu var
Yıllar geçtikçe “Sahibi söylediklerimi uygulamadı.” cümlesinin tek başına bana yetmediğini fark ettim.
Neden uygulamadı? Plan o insanın günlük hayatına uygun muydu? Fazla mı karmaşıktı? Ne yapacağını anlattım ama neden yaptığımızı yeterince açıklamadım mı? İlerlemeyi göremediği için motivasyonu mu düştü? Başlangıçta gerçekçi olmayan bir beklenti mi oluşturduk?
Bunlar sahibin olduğu kadar benim de sorularım.
İyi bir davranış planının yalnızca teorik olarak doğru olması yetmez. Sürdürülebilir olması gerekir. Bir aileye dört gün sonra bırakacağı kusursuz bir program vermektense aylarca sürdürebileceği, ihtiyacına uygun bir düzen kurmayı tercih ederim.
Çünkü bu süreçte yalnızca köpek öğrenmez. İnsan da alışkanlıklarını değiştirir.
İyi bir eğitmen olmanın zor taraflarından biri budur. Köpeğe ne öğreteceğini bilmek kadar, insana bunu hayatının içinde nasıl sürdürebileceğini göstermek.
İstikrar kusursuzluk değildir
Bir gün çalışamadın. Bir yürüyüş kötü geçti. Yanlış zamanda tepki verdin. Eski bir hatayı tekrar ettin.
Olabilir.
Bunlar, haftalarca verilen emeğin boşa gittiği anlamına gelmez. Yine de yaşananı görmezden gelmeyiz; ne olduğunu anlamaya ve bir sonraki seferi kolaylaştırmaya çalışırız.
İstikrar, yolun hiç dışına çıkmamak değil; çıktığını fark ettiğinde yeniden dönebilmektir.
Kendinden kusursuzluk beklersen ilk aksaklıkta başarısız olduğunu düşünürsün. Oysa öğrenme çabası, kusursuzluk istemez. Uygun koşullar, yeterince doğru tekrar ve zaman ister.
Köpek için de böyle. İnsan için de.
“Düzeldi” kelimesini fazla kolay kullanıyoruz
O artık hiç korkmayacak mı? Bir daha asla havlamayacak mı? Her koşulda kusursuz mu davranacak?
Bunun sözünü vermem.
Karşımızda geçmişi, genetiği, mizacı ve deneyimleri olan bir canlı var. Benim için başarı her zaman istenmeyen davranışın tamamen ortadan kalkması değildir.
Bazen eskiden kontrolünü kaybeden bir köpeğin daha kolay toparlanmasıdır. Bazen sana dönebilmesi, farklı bir seçim yapabilmesi veya aynı dünyada artık daha az zorlanmasıdır.
Bu, güvenliği ikinci plana atmak ya da her sorunu normal kabul etmek anlamına gelmez. Güvenli yönetim de planın bir parçasıdır. Beklenmedik bir değişimde yalnızca “eğitim aksadı” diye düşünmek yerine koşulları ve gerektiğinde sağlıkla ilgili olasılıkları yeniden değerlendirmek gerekir.
Köpek eğitimi, bir canlıyı kusursuzlaştırma işi değildir. Ona hayatla daha iyi başa çıkabileceği seçenekler kazandırma işidir.
Pes etme
Bunu söylerken senden yorulmamanı istemiyorum. Yorulacaksın. Bazen “olmuyor galiba” diyeceksin.
Gerekirse yavaşlayacağız. Çalışmayan bir şey varsa değiştireceğiz. Beklentiyi fazla yükselttiysek adımlarımızı küçülteceğiz. O hazır değilse koşulları yeniden düzenleyeceğiz. Ben yanlış okuyorsam yeniden değerlendireceğim.
Pes etmemek, işe yaramayan bir yöntemde ısrar etmek değildir.
Ama kötü geçen bir günün, iyi geçen üç haftayı senden çalmasına da izin verme.
Çünkü değişim çoğu zaman fark edildiği gün başlamaz. Önce havladığı karşılaşmalardan biri eksilir. Bir gün kapıda sana bakar. Bir yürüyüşte tasma birkaç metre boyunca gevşek kalır. Daha kısa sürede toparlanır.
Başlangıçta seni mutlu eden bu küçük şeyler zamanla sıradanlaşır. Sonra unutursun.
Aylar sonra telefonunda eski bir videoya denk gelirsin. Tasmanın ucunda seni sürükleyen, kapıda kendini kaybeden, başka bir köpek gördüğünde dünyası değişen o köpeği görürsün.
Sonra başını kaldırıp bugün yanında duran köpeğe bakarsın.
İnsan bazen ne kadar yol aldığını ancak o zaman anlayabiliyor.
Büyük değişimler her zaman büyük anlarda gerçekleşmez. Çoğu, kimsenin fotoğrafını çekmediği sıradan günlerde birikir.
Bu yüzden “Denedik ama olmadı.” demeden önce yalnızca bugüne bakma. Başladığınız yere de bak.
Belki gerçekten olmadı. O zaman başka bir yol ararız. Ama belki aylardır beklediğin değişim çoktan başladı ve sen her gün yanında olduğun için artık onu göremiyorsun.
Belki köpeğin düşündüğünden daha fazla yol aldı. Belki sen de.
Çünkü davranış eğitiminde değişmesini beklediğimiz taraf genellikle köpektir. Ama yolun sonunda dönüp baktığımızda çoğu zaman başka bir şey fark ederiz.
Birlikte yaşamayı öğrenen iki canlıdan yalnızca biri değişmiştir.
Koray Şahin · Köpek Davranış Uzmanı
Sözü sana bırakalım.
Üyelik gerekmez. Yorumlar kontrol edildikten sonra görünür.

